Harbihâl

Bir gün yanlış bir kelime yazdım ve bütün hayatım değişti.

Yirmi yıllık bir dost… Görüp geçirmediğimiz kalmadı. Birbirimizi çok ağırladık, daha da ağırlarız gibi… Bana yaren olmakla birlikte doğal bir editör olarak da eşlik etti hep. Söz gelimi, “Olmaz mı!” yazısını ilk okuduğunda verdiği tepki şu oldu, diğer okuyanlardan farklı olarak: “Harbihâl, bilerek mi öyle yazdın? Sıkı kelime olmuş.” Bilerek yazmamıştım. “Hasbihâl” olacaktı, olmadı. İyi ki de olmamış. Ali bunun üzerine bir yazı değil, bir manifesto yazdı. Ne mutlu ki, onu da burada paylaşıyorum. Haydi bakalım: Harb edelim!

Umutsuzluğun imkânlar dahilinde her kudret zerresiyle iktidarda olduğu bir andayız. Tarihinin yetim kalmış ve bırakılmış halklarının hakkını gasp eden nobranlığımıza ateş ediyor coğrafya.

Yaşadığımız, yoksulluk değil, yoksunluk. Umut etmekten çocuk gülüşüne uzanan bir skalada göğsünün altına düşen her kırıntı için bedel ödeyeceksin.

Cehd edelim! Hasbihâl değil harbihâl edelim. Yaşamak artık beşerî bir mesele değil, iman meselesidir çünkü.

Harbihâl edelim!

Her yürüyüş kendini dayatır. Yürümeye başlayan asla adımlarını saymaz. Adımlar nabız gibidir, hızlanır, yavaşlar, asla kesilmez.

Unutma, umudu bile bahşetmek ister muktedir. Bu meyanda umut fakirin asıl düşmanıdır. Tarihin ve talihin umudumuza yol vermesini bekleyemeyiz. Yürümek gerek. Cehdetmek gerek.

Unutma, öyle bir andayız ki, sadece politik alanı değil tüm gerçek erdemleri savunmak zorundayız.

Anlatılmış tüm sahici öykülerin hatrını yere çaldırmadan, yakılmış tüm ağıtları birer isyan çığlığına çevirerek haykırmak gerek: Gerçek tektir! Dünyanın tüm ideolojik aygıtlarından, bir yazgı gibi ele alınan şiddet kullanma tekelinden daha kudretli tek silah gerçektir.

Gerçeği ancak cüretli bir yürüyüşle savunursun. Haksız düzenin kompedanı olmaya heveslilere karşı durmak için yalnızca cüret yeterlidir. B12’ne baktır: Hafıza önemlidir! Ülke demeye dilinin varmayacağı bu manasız yıkıntıda devletten para sızdırmak için hastanelerde bebek öldürdüler.

Gerçek; yürüyüş, cüret ve iradeyle buluşsun artık: Harbihâl edelim!

EMİR ALİ AYDIN
Ocak ’25, Ankara

İyi ki varsın dost…

Leave a Reply