KUZGUN GÖZÜ
Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü’nde (Süha Çalkıvik “kampus olmalı” demeden kaçıyorum hemen) “Yaşar Kemal Onur Günü” (13 Kasım 2014). İmzalatabilirim umuduyla tüm kitaplarını sırt çantama doldurduğum Yaşar Kemal, rahatsızlığı sebebiyle katılamamıştı bu özel güne. Ama etkinliğin her anı Yaşar Kemal’di. (Bir sonraki “Kuzgun Gözü” içeriğinde anlatacağım hikâyede göreceğiniz gibi, görmüş kadar olduk yani.)
Ara Güler, tekerlekli sandalye ile katıldı o etkinliğe… Bu, onun o gün çektiğim tek fotoğrafı değil ve diğerlerini de göreceksiniz aşağıda, ama bu, kendimden ummadığım bir cesaretle ona teklif ederek çektiğim fotoğrafı.
Fotoğrafını çekmek istediğimi söylediğimde bir sessizlik oldu ve yüzüme tuhaf tuhaf baktı önce. Sonra dedi ki: “Bir an bakarım, bir kere basarsın.”
Elimde Nikon D 80. O günlerde aşk yaşıyoruz kendisiyle. Bazen seride dururdu ama düello şartını da kabul etmiştim bir kere. Karşısına geçtim, göz kırpmak ne kelime, kirpiklerimden bir telin kıpırdamadığına bile yemin edebilirim. O an geldi ve fotoğrafını çektim. Tek bir an, inanın. Ondan öncesinde bırakın objektifle, benimle bile göz teması kurmadı Ara Güler. (O temas, sonradan geldi.)
Çektiğim fotoğrafı, ezile büzüle götürüp fotoğrafçılığın ustasına gösterdim. Sustu. Yüzüme baktı. Tuhaf tuhaf… “Aferin pezevenk!” dedi sonra. Hayatımda duyduğum en özel iltifatlardan biri olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde.
Tabii daha sonradan, AKP’nin bir iftarını dahi fotoğrafladığı için epey eleştirildi hatta çağımızın ana refleksi devreye girdiği için linçlendi bile. Ben ise, onun dünyaya veda ettiği gün yazdıklarımın arkasındayım yine: “Her şeye rağmen Ara Güler, ortak hafızamızın mimarlarından biridir. Ölümsüz fotoğrafları sonsuza kadar bu hafızayı tazelemeye devam edecektir. Kendisi, hem bu ortak hafızaya hem de kendi hatırasına bizim kadar saygı duymadıysa söylenecek pek de bir şey yok. Ruhu şad olsun.”
Peki, ne oldu da “Kuzgun Gözü” bugün uyandı?
Evet, bir fotoğrafçıyı fotoğrafladım o gün ve müthiş bir haz duydum bundan. Üstelik, iltifatına mazhar olunca daha da şenlendi kalbim. Şimdi ise, hayranı olduğum bir iletişimciyle iletişim konuşacağım. Bu sözü almak bile onur ve büyük mutluluk benim için.
Ama yine bir muzırlık yapayım ve onun en sevmediği şekilde duyurayım bunu: “YAKINDA!”
EMRE DURSUN
5 Haziran ’26 – Çanakkale







