Ceyda Tutum ile Kör Sıralama: ŞEBNEM FERAH

“Kör Sıralama”nın üçüncü ama aslında “onursal” listesini sona bırakmışız. Belli ki bu konuda daha konuşuruz, daha çoook anlatırız ve bundan da usanmayız.

Bunun ilk adımını müthiş bir keyif ve gururla atıyoruz ve bu sayfaya dev bir Şebnem Ferah posteri gererken biz de hem geriliyor hem de geriniyoruz.

Buyursunlar:

EMRE DURSUN: Kavga etmeden önce anlaştığımız noktaya geri dönelim hemen:

Bu listede benim pek hâkim olmadığım “Parmak İzi”, “Od” albümleri olmayacak. Ama bunun sözünü de aldım senden, son iki ve umarım son üç albüm üzerine bir başka “On’luk” yapacağız!
CEYDA GİLDİL: Memnuniyetle.
E.D.: Ayrıca, “Kült Rock” listesinde yer aldıkları için “Sigara” ve “Delgeç” şarkılarını dahil etmiyoruz, bunu da biliyorsun.
C.T.: Biliyorum, anlaştık.
E.D.: Ama, hangi sonuç çıkarsa çıksın hem içimize fazlasıyla sinecek hem de hiç sinmeyecek bir noktada olduğumuz için, senden bu bölüm için, yorumlarını özellikle rica edeceğim ve en sonunda bir de kendi listelerimizi yapacağız andığımız şarkılar üzerinden.
C.T.: Bu da tamam.
E.D.: Gazamız mübarek olsun!
C.T.:  Olsun!

OLMADI!

Bu listeyi oluşturmaya başlamaya karar vermemizden hemen sonra uzun ve tuhaf bir sessizlik oldu yine Ceyda’yla aramızda. O, hiç sormayayım diye beklerken ben de yine vazgeçsin ve küssün diye bekliyordum aslında. Hatta o kadar ki, bu gerginliği üzerimizden atmak için, asla yayınlamama kararı aldığımız bir pop listesi alıştırması yaptık. Onun üzerine konuşup söyleştik ve yine sustuk. İnanın, sonra kim cesaret etti de kalkıştık bu işe, hatırlamıyorum. Hatırlamak da istemiyorum. Ne çok seviyormuşuz Şebnem Ferah’ı! Bildiğimizin de ötesinde kıymetliymiş bizim için, ki hangi şarkısını nereye konduracağımızı bilememiş, dertlenmiş, kabarmışız. Bunca büyük ve güzel bir sevginin altından kötülük çıkmaz deyip de giriştik belli ki bir cesaretle… İyi ki var Şebnem Ferah, iyi ki bu liste binlerce kez değişecek yaşımıza, ruh halimize, günümüze göre… Bu yüzden aşağıda göreceğiniz her liste en güzel liste, bu yüzden aşağıda göreceğiniz liste ennnn bizden liste ama bugünlük böyle.

Daha başlamadan ne çok konuştuk be! Ama ne!?

E.D.: Ceydacım, gerginliği azaltmak için yaptığımız bunca geyikten sonra…
C.T.: Hayatımın film izlemediğim her anında müzik var herhalde. Bir sohbet ederken bile arka fonda müzik arıyorum; yemek yerken, yürürken, seyahat ederken… O sebeple acayip rakamlar çıkıyor sene sonunda toplam dinlediğim müzik saatiyle ilgili. Benim için keyifli olur sen sıkılmadıkça ama Şebo bir istisna olarak ikimizi de gerebilir.
E.D.: Gergin değilim ben. Değilim! Şarkıları ben seçtim, soru sıralamasını ben belirliyorum, anmayacağım şarkıların yasını tutup da geldim. Gergin değilim.
C.T.: İyi ki değilsin.
E.D.: Değilim.
CEYDA, benden biraz zaman istedi bu konuşmadan sonra. Ben de uzun sürecek sanmış ve umutlanmıştım ama yarım saati bulmadan geldi ve “Hadi başlayalım,” dedi. (Soruların soruluş şekline özellikle dikkat ediniz çünkü bu kez özel bir yol izledik.)
E.D.: Peki. Hadi yapalım. “Nereye Kadar” yani?
C.T.: Fena başlangıç oldu, kafamda direkt ‘intro’su çalmaya başladı. Geçen gün İstanbul’daki konsere gideceğim haberini de bu şarkının introsuyla hikayeye eklemiştim. Bu aralar zihnimde arka fon müziği gibi bir şey. Ne desem ki?
E.D.: Bilmem…
C.T.: “5” diyeyim, biliyorum ki zorlayacak bir liste olacak bu, tam ortasından bir başlangıç olsun. Ha, konuyu artık başlamaya getirmişken yaptığın kelime oyunu da hoşuma gitti doğrusu.
E.D.: Teşekkür ederim, bu yorumları eksik etme lütfen Ceyda.
C.T.: Konuşursam, sabaha kadar yolu var ama tabii ki seve seve yorumlarım.
E.D.: Yap, yap… Çünkü biliyorsun ki her şey “Eski” olacak bir gün, korkacak bir şey yok o yüzden.
C.T.: Güzel… Düşüneyim bakalım azıcık…
E.D.: Elbette.
C.T.: Şebo’nun konserlerinde bu şarkının sonunda ekrana yansıttığı, hepimizin kıymetlisi olan isimlerin yüzleri geçiyor aklımdan şu anda ve bu şarkıya denk geldiğim her anda… Ben de bu şarkının nakarat kısmında en çok onu düşünüyorum; “büyürken eskimeyen, eskise de değerlenen,” derken… Klibinin yayınlanmasıysa dün gibi aklımda. Siyah-beyaz kliplerinin bende ayrı bir yeri var. Ödül de alan ilk klibi “Vazgeçtim Dünyadan”, sonrasında “Ben Şarkımı Söylerken”… İyi ki siyah-beyaz çekilmişler diye düşünmüşümdür hep. “Eski”nin ruhuna da çok yakışmıştı kesinlikle. “6” diyeyim.
E.D.: İşte böyle Ceyda… Anlat bakalım bize biraz. Şimdi başka bir soru: 10 Mart 2007 konserinde vardın, değil mi?
C.T.: Evet! En öndeydim! Sabahın kör vaktinde, her zaman olduğu gibi nöbete dikilmiştim.
E.D.: Şebo’yu sağ önden gören tayfanın içinde de biz vardık kuzenimle, Bostancı’da. Herhalde hayatımın en unutulmaz günlerinden biri listesi yapsam, bunu zirveye yazabilirim ben de. Çok şanslıyız ama. Bir daha böyle bir şey yaşatır mı acaba bize bu “Dünya”?
C.T.: Kesinlikle çok şanslıyız! “8” dedim ama “Dünya” ile ilgili de konuşabilirim tabii.
E.D.: Konuş lütfen, bu yüzden yapıyoruz bunu!


C.T.: 10 Mart 2007’de ‘setlist’te olmasından en çok mutluluk duyduğum şarkıların başında geliyor “Dünya”, “Ay” ile birlikte. Ben 2005 senesinde aile içindeki  tüm diğer kredilerimi tüketeceğini de bilsem, bir şekilde 14 yaşımda bizimkileri ikna edip Şebnem Ferah’ın Can Kırıkları albümünün ilk konseri olan ParkOrman konserine -tabii ailemle birlikte- katılmıştım ve ondan sonra da senelerce hiç aksatmadan İstanbul içindeki tüm konserlerine sabah 9-10 gibi erken saatlerde konser alanı önünde beklemeye başlayarak en önden seyirci olarak katıldım. Evlendikten sonra İzmir’e yerleşince, en büyük üzüntülerimden biri onu daha seyrek görecek olmak oldu.  Arada, 2018’de filan sürpriz yapıp Harbiye konserine bilet aldı Doğan (eşi) bana ama genel olarak İzmir’de onu daha az canlı izleyebildim, şehir farklı olunca hayat koşuşturması arasında şehir değiştirmek pek de mümkün olmuyor. Elimden gelse tüm ülkeyi peşinden gidip gezerdim. Hal böyleyken daha eski albümlerden o yıllarda çok küçük olduğumdan kaçırdığım konserlere de ayrıca yanıyordum. Konserlerde kendisine en az yer bulan şarkıların olduğu albümlerden biri Perdeler, diğeri de Artık Kısa Cümleler Kuruyorum. İlk çıktıkları senelerde muhakkak ‘setlist’lerde daha yoğun şekilde dinleyebilirdim diye iç geçirdiğim şarkılar vardı. Yoğunluklu olarak Can Kırıkları, Kelimeler Yetse albümlerinden şarkılar dinliyorduk canlı olarak. Kadın albümünün klasikleşmiş parçaları da vardı her zaman ama atıyorum “Dünya” olmazdı, olsa olsa “Sigara”, “Sil Baştan” olurdu Perdeler albümünden.
E.D.: Peki o zaman, bu konuda konuşup canını yakmayacağım, sen de senden yaşlı olduğum için canımı yakmazsın zaten… Ama ben de, senin kadar olmasam da iyi bir “Şebocuyum” biliyorsun, herkesin aklına ilk gelenleri sormam, sorarsam da vardır bir bildiğim… Hadi “evet” de!
C.T.: Evet!
SONRA Ceyda biraz daha konuştu “Dünya” üzerine:
C.T.: Genelde iki şarkı olurdu ve ben canlı dinlemeyi hayal ederdim, Perdeler albümünün şarkılarını da. Bu anlamda “Dünya” çok iyi gelmişti ve müzik konusunda uzmanlığım olmasa da bir dinleyici gözüyle (kulağıyla mı demeliydim?!) kesinlikle senfonik bir düzenleme çok ama çok yakışmıştı. “Fırtına”ya da mesela apayrı bir tat katmıştı. Sanırım “Dünya” da müzakere edilip o şekilde düzenlenmeye uygun bulunup eklenen şarkılardan birisiydi. Gözümden yaşlar akarak dinlediğim ana gittim. Şu anda 2007’deyim sanki!
E.D.: Ne güzel. Güzel ne kelime hatta, müthiş! Hem 10 Mart 2007 konseri, hem albümler ve o albümlerdeki şarkılar hakkında çok sıkı bir sohbet görüyorum burada ama, dökülürken lütfen şimdiye kadar anılmamış şarkılara dair “spoiler” vermeyelim!
C.T.: Bunları bilemeyeceğim için bol keseden attım ben tabii ama tamam, anlaştık.
E.D.: Ne dediysem onlar üzerine konuş ama ben daha üç şarkı söyledim, diskografi sayma bana, gebertirim valla!
C.T.: Tamam tamam, söz!
E.D.: Yani sen bilirsin! Yoksa seni öyle bir kovalarım ki, en ait hissettiğin yerde bile “Ben Bir Mülteciyim” diye bağırarak gezersin!
C.T.: Öğretmen yüksek not versin diye diğer bildiği her şeyi de sorunun cevabına ekleyen öğrenci gibi hissettim kendimi ama gerçekten o kasıtla yapmadım, Şebo deyince laf lafı açıyor, biliyorsun.
E.D.: Bilmez miyim! Cansın… Biliyoruz ki benim listemden ve sorma sıramdan haberin olmadığı için bu sevimli zevzeklikler… Takıldım ben. Sen dökül gönlünce lütfen. Hem, dördüncü şarkıyı da duydun zaten, çalıyor olmalı şu an beyninde. Anlatarak devam et ne olur…
C.T.: “3” diyeyim. Yeri çok özel olanlardan… Bir kere o sözleri ‘kartonet’te ilk okuduğum zamanı düşünüyorum da, gerçekten beynimde bir üçüncü lob açılmıştı sanki, acayip bir vizyon edindim o şarkı sayesinde. Şimdi geriye dönüp bakınca anlıyorum ki, o güne kadar okuduğum birçok kitaba bedelmiş yalnızca o şarkının sözleri… 14 yaşındaydım henüz belki ama artık başka bir Ceyda’ydım. Müziği de duyunca tüylerimi diken diken edecek güçteydi, çok ama çok etkilenmiştim. Konserde yine çalsalar keşke.
E.D.: Keşke… O zaman hadi bakalım, ben çekiliyorum biraz, “Babam Oğlum” diyen kadınları çağıralım artık…
C.T.: Kelimeler Yetse albümünü çıkar çıkmaz almıştım, yaşım itibarı ile daha evvelini çıkar çıkmaz alamadım, sonradan hem kaset hem cd formatlarını bulmak için de epey çaba sarf ettim. Önce kartoneti okumak gibi bir huy edindim ilk kez 2003 senesinde, Kelimeler Yetse albümünün jelatinini (ilk olarak kaset formatında almıştım harçlıklarımla, sonradan cd’sini de aldım) açınca orada çok hoş bir sürpriz bekliyordu beni: Şebo’nun kendi el yazısı basılıydı kartonetteki teşekkür kısmına da, şarkı sözleri kısmına da ve içinde bir de harika tatlı bir de çocukluk fotoğrafı vardı bonus olarak. İnanılmaz etkilenmiştim o özen karşısında. Şebo’ya zaten görsel olarak da hayrandım, içindeki fotoğrafların her detayını hemen ezberledim, şarkıların sözlerine baktım uzun uzun ve 12 yaşında anlamlandıramadığım hislerle bile empati kurdum. “Babam-Oğlum” bende apayrı yer edindi. Birisini öyle sevmek nasıldır diye düşündüm, büyük saygı duydum. “4” diyeyim, duygusu da müziği de fevkalâde…
E.D.: Ceyda, şu an burada “panayır” var ve “Dede-Nene” diye bir şarkı çalıyor… Rafine zevklerim yerle bir.
C.T.: Benim upuzun cümlelerimden iyidir diye düşünüyorum.
E.D.: Tevazu sahibisin ama etkilenmedim! Sen İzmir’desin şu an, değil mi?
C.T.: Evet.
E.D.: Şimdi, ben zar zor görebildim ama sen de bir bak bakalım gökyüzüne, nasıl görünüyor “Ay”?
(Burada çok ciddi bir “trol” var ve sonradan çok da eğlendik.)
C.T.: Bir bakayım…
E.D.: Neye?

(Ceyda, benim son sorumdaki şarkı referansımı yanlış anlayıp, tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi havanın kapalı olduğu İzmir’de, gidip dakikalarca ayı görmeyi denedi gökyüzünde… Halbuki bu bir kurguydu ve biz sonra gül gül öldük tabii. Sonra da konuya olanca ciddiyetimizle döndük ama!)
C.T.: Başyapıt gibi şarkı ama “7” diyeceğim, diğer gelecek olanları da düşünerek, el mecbur…  Az evvel de bahsini ettiğim gibi senfoni orkestrasıyla da apayrı tat kazanmıştı ve canlı dinlemek muhteşem bir histi. Kısacık da olsa bu şarkıda ben de çıkmışım bu arada konser kaydında.
(Bu noktada Ceyda’ya biraz diş göstermem gerekti, ki benim de Şebnem Ferah sözkonusu olduğunda çok da boş olmadığımı anımsasın. Şöyle bir şey söyledi bunun üzerine: “Biliyorum, eskiden de seninle uzun uzun Şebnem Ferah hakkında konuşurduk. Hatta sana Can Kırıkları albümünün Karin Karakaşlı ile beraber olan röportajının cd’ye çekilmiş halini getirmiştim, o zamanlar YouTube filan yeni açılmıştı, doğru düzgün erişemiyorduk kaçırdığımız programlara. Bana da Ankara’dan şu an ailece de görüştüğümüz ve Şebo vesilesiyle tanıştığım can dostum Hazal göndermişti sağolsun.” Ne mutlu, Ceyda’nın bu hediyesi hâlâ şahsi arşivimdedir. O ve andığı herkes sağolsun.)
E.D.: Son sorularıma cevap bekliyorum (“ay” trollemesine devam ediyordum)
C.T.: Baktım tüm pencerelerden ama yok (ay). Güvercinler uyuyor. Yer edindiler balkonda, o yüzden oraya çıkamıyorum.
E.D.: Enteresan. Şey soracaktım ya: Bu gece bir “Fırtına” kopabilir mi?
C.T.: Ay Emre ya, mahvoldum ayı göreceğim diye!
E.D.: Sonuç?
C.T.: İçim kan ağlayarak “9” diyeceğim.
E.D.: Oha!
C.T.: Klibi geldi gözlerimin önüne: Kısa, kızıl saçları ve deri pantolonuyla ne kadar müthişti… O klibi çocukken çok severdim. Bilinçaltıma yer etmiştir.
E.D.: Bak, bunu da hiç beklemiyordum.
C.T.: Müziğini de ayrıca seviyorum, tabii ki 9 değil normalde. Ama şu an önüne koyabileceğimi düşündüğüm şarkılar var.
E.D.: Bu liste bittiğinde, bu listedeki şarkılardan bir de kör olmayan sıralama yapalım eşzamanlı olarak, bakalım ne diyeceğiz?
C.T.: Anlaştık…
E.D.: Peki farkında mısın olan şeyin?
C.T.: Ne?
E.D.: Zirveyi ısrarla bana bırakıyorsun.
C.T.: Çok üzülmekten korktuğum için daha çok üzülüyorum.
E.D.: Üç şarkı var: 1, 2 ve 10…
C.T.: “10” demek de zor olacak ama… “Fırtına”ya “9” dedikten sonra, her şey gelebilir başıma…
E.D.: Ceyda kulun beni gebertmeden al beni bu sahneden Ya Rabbi! Geldi: “Ben Şarkımı Söylerken”?
C.T.: Bu şarkıya “10” demek de varmış kaderde… Çok özel bir yeri var oysa, albümün ilk klip çekilen şarkısıydı ve yine o yaşta yepyeni bir bakış açısı edinmiştim, feminist duruşuma büyük katkısı oldu, vesilesiyle çekirdekten yetiştim diyebilirim. Diğer yandan da duygulanırım ne zaman dinlesem… Off! Kaldı son iki!
E.D.: Şimdi de ben gerildim, hadi bakalım. Çakallık da yapmayacağım. Elimde şey var Ceyda: “Vazgeçtim Dünyadan”?
C.T.: Zirveyi yine sana bırakıyorum mecburen, birinci için o kadar fazla şarkıyı harcadım ki, artık bu saatten sonra bana koymaz herhalde. Zaten hepsi hayatlarımızda ayrı ayrı birinci sırada oldu, zaman zaman daha çok dinlendiler, zaman zaman daha az. Klişe olacak belki ama her birinin değeri aslında nezdimde denk o bakımdan çünkü hayatımın farklı zamanlarında nöbetleşe favori eşlikçim oldular.
E.D.: O zaman?
C.T.: Ne dersen de, itirazsız, üzüntüsüz kabul!
E.D.: Önce şunu söyleyeyim: Bana son küsme notuna “Şebnem Ferah sevgisi” yazdım… ve biliyorsun bu ikimiz için de çok zordu.
C.T.: Hem de nasıl!
E.D.: Ama yine de buna cesaret ettik.
C.T.: Tebriki de hak ettik doğrusu.
E.D.: Kesinlikle! Umarım Şebo’ya da ulaşır bir gün. Dolu dolu güleceğinden eminim!
C.T.: Ben de!
E.D.: Çok teşekkür ederim Ceyda… ve şimdi zirvedeki şarkıyı birlikte dinlemeyi de hak ettik.
C.T.: Hadi bakalım!
E.D.: Geldi bile:

KÖR SIRALAMA
Şebnem Ferah

1- Mayın Tarlası
2- Vazgeçtim Dünyadan
3- Ben Bir Mülteciyim (Güç)
4- Babam-Oğlum
5- Nereye Kadar
6- Eski
7- Ay
8- Dünya
9- Fırtına
10- Ben Şarkımı Söylerken

Altta başka listeler de var ama oyunda Ceyda ne dediyse o!
Bu düellodan çıkan Spotify listesi en altta.


Söz konusu Şebnem Ferah olduğu için, çabucak vedalaşamadık bu listeyle. Ama şımarıklık da yapmadık ve “ne günah işlediysek yarı yarıya” deyip, bu liste oluşurken seçilmiş şarkılardan bir de kendimiz bir bilinçli sıralama yapalım dedik.

Şebnem Ferah’a sonsuz sevgi ve teşekkürlerimizi sunuyor ve hâlâ her şarkısını o sıraya koyduğumuz için yaşadığımız dev kaygının gücüyle kendisini selamlıyoruz… İyi ki var ve hep olsun lütfen.

Eğer, burada sıralanan şarkılardan doğal bir liste yapılmış olsa,

CEYDA:

1- Ben Bir Mülteciyim
2-Babam Oğlum
3- Ay
4- Vazgeçtim Dünyadan
5- Nereye Kadar
6- Fırtına
7- Eski
8- Dünya
9- Ben Şarkımı Söylerken
10- Mayın Tarlası


EMRE

1- Fırtına
2- Ben Şarkımı Söylerken
3- Ben Bir Mülteciyim
4- Ay
5- Nereye Kadar
6- Mayın Tarlası
7- Dünya
8- Vazgeçtim Dünyadan
9- Babam Oğlum
10- Eski




Leave a Reply