ahmet kaya’dan “merhaba’yı esirgeyen”, hrant dink’i “yalnızlaştıran”, tezer özlü’nün “içini kemirten”, oğuz atay’ı görmezden gelerek “cezalandıran” çoğunluk, bizden farklı insanlardan oluşuyor sanmayalım. öyle biz ve bizden, öyle aşina ki bütün bu suretler. bir yabancı “yalnızlaştıramaz” zaten hiç kimseyi.
getirisi olmayan her şey, herkes değersizdir kısaca; bu ittifaklarla oluşur “sosyal çevre”. kimse en çok taşlayan, ilk ağıdı da o yakar genellikle. ilk taşlayanın, evvelden en çok tapan olması gibi. dün “kaybettiren” şey, bir kazanca dönüşmüştür şimdi ya da tam tersi.
ahmet büke’nin dediği gibi: “umut vermeyen bir şeyle kimse ilgilenmez.”
insanları böyle öldürürüz işte. beklentilerle. menfaatlerle. sırtımızı yeterince kaşımayanın sırtına hiç tereddütsüz sapladığımız, kendi riyâkarlığımızın ve çıkarcılığımızın hançerleriyle.