Ustanın Hikâyesi: (Kentsel) Dönüşüm

Tayyip El-Samsa
Tayyip El-Samsa

Tayyip El-Samsa bunaltıcı rüyalardan uyandığı bir sabah, kendini yatağında dev bir tuğlaya dönüşmüş olarak buldu. Toz içinde kalmış sırtının üstünde yatmaktaydı ve kıpırdadıkça iyiden iyiye toza bulandığını hissediyordu. Bedeninden daha turuncu gözlerini açarken kendisini sağır edebilecek kadar yoğun bir çıtırtı duydu. Yattığı yerde çaresizce sallanmaya başladı, bu hareketle doğrulup kalkabileceğini ve yeniden normal haline dönebileceğini umuyordu. Başaramayınca tümden umutsuzluğa kapıldı ve bir çığlık atmak istedi. Sesi çıkmıyordu. “Ne olmuş bana böyle?” diye düşündü, uyanabilmiş miydi yoksa hâlâ uykuda, amansız bir kâbusun içinde miydi, anlayamadı. Odada tek başınaydı. “Ben başbakanım,” diye geçirdi içinden. “Başbakandım” diye düzeltti. Elinden hiçbir şeyin gelmediğini görünce, kendisine ait olduğunu sandığı her şeyin de tıpkı görünümü gibi değiştiğine ikna olmaya başlamıştı çünkü. Doğrulamıyordu, konuşamıyordu, ağlayamıyordu. Taşlaşmış bir şekilde sallanıp dururken cesaretini toplayıp, odanın köşesindeki aynada zar zor açabildiği gözleriyle seyretti kendisini, bedenini. Gözlerinin koyu turuncu renginin usul usul kararıp başkalaştığını fark etti. Karanlık bir yeşile dönüşüyor gibiydi. Korkutucu görüntüsünün aynı zamanda komik olduğunu büyük bir üzüntü ile geçirdi aklından. O büyük güçten geriye kalan şeyin bu hiçlik ve acizlik olması ne acıydı. Gözlerinin koyu yeşil renginin biraz olsun açıldığını fark etmesi bile umutlanmasına yetmişti. Bir ton, bir ton, bir ton daha… Yine durdu! Ve her iki gözünün tam ortasında önce algılayamadığı, sonradan fark edip iyice korkmasına sebep olan şu işaretin belirdiğini gördü: $
Continue reading “Ustanın Hikâyesi: (Kentsel) Dönüşüm” →

Propaganda ve Provokasyon

Tek yönlü saadet zinciri gibi bir sistem kurmuşlar ki, bence olmuş!
Tek yönlü saadet zinciri gibi bir sistem kurmuşlar ki, bence olmuş!

AKP’nin, iktidara geldiğinden beri tüm yollarını zorladığı, kendini muktedir hissettiğinden beri ise tamamen pervasızlaştığı propaganda yöntemleri, Kemalist yapıda en çok eleştirdiği “halka rağmen halkçılık” politikalarının bir örneği sadece ama asla basit bir örneği değil. Yeniden tanımladığı ve kendisine göre makbul olan “millet”ten saymadığı kesim, “bunlar”; bu propaganda yöntemleri sebebiyle artık neredeyse kendi düşmanlarını cebinden para vererek satın alır hale geldi. Üstelik, “düşmanlığı” da kendilerinin kurgulamadığı haddinden fazla kirli bir oyunda.
Continue reading “Propaganda ve Provokasyon” →

Had Bildirenler Korosu

“Türk” Adalet Sistemi garabetinin en karakteristik örneklerinden biri olan Hrant Dink cinayeti davası ‘yeniden’ başlar başlamaz hep birlikte gördük ki, bu yakada pek “yeni” bir şey yok hâlâ. Hem de hiçbir manada. Continue reading “Had Bildirenler Korosu” →