Gorgo’yu beklerken

Gorgo’yu (ve keyfini) beklerken…

Yazın yolculuğunun başından itibaren kaleminin ucunu her daim sivrilten Leylâ Erbil, son iki eseri olan “Kalan” ile “Tuhaf Bir Erkek”te tam tamına bir şiir mızrağına çevirir onu. Mızrak, şairinin elinde öylesine estetik ve aynı zamanda o kadar gizemli bir silaha dönüşür ki, vurulan bile vurulduğunu çok sonra anlar neredeyse. Bilinç akışı yöntemini kullanırken okurun başını en çok döndürdüğü, imlâ işaretleri yerine ikame ettiği (kendi deyimiyle) “Leylâ işaretlerini” en baskın şekilde kullandığı “Tuhaf Bir Erkek” eseri bunun en çarpıcı örneği.

Erbil bu eserinde, kadın erkek fark etmeksizin 50 kuşağı yazarlarının hemen her tınısını taşımakla birlikte hem ekolünün hem de dilinin sınırlarından taşıp adeta bir Faulkner sarsıcılığına ulaşır. Bana kalırsa, bu eserini ilk romanı olan “Tuhaf Bir Kadın”la karşılaştıran birçoklarının “daha az politik” bulmaları da yine bu romanda kullanılan dilden kaynaklanır. Zira Erbil, 2011-2013 yılları arasında yazdığı “Tuhaf Bir Erkek”te Kürt Sorunu’ndan faili meçhullere, F Tipi cezaevlerinden ölüm oruçları ve işkencelere, Cumartesi Anneleri’nden madencilere, Sivas Katliamı’ndan Gezi Direnişi’ne kadar Türkiye tarihinin bütün arazlarına saplar mızrağını. Bunu yaparken öyle karakteristik bir “iktidar” portresi yaratır ki, suret ve isim değişirken zihniyet ve cisim hep aynı kalır.

Continue reading “Gorgo’yu beklerken” →

Uzun bir Cumartesi takvimi: İşaretle!

#Arşiv 
 
Zaman açısından düşününce uzak gibi geliyor 13 yıl evvel yazılmış bir yazı. Çok uzak bir DÜN gibi. Cumartesi Anneleri ise bundan 29 yıl evvel oturmuşlar Galatasaray Meydanı’na.  

Yazdığım birçok şeyle birlikte kaybettim ve “hayatımın en mutlu günlerinden” sayabileceğim yakın bir vakitte buldum bu yazıyı. Sızı hâlâ taze, devri daim… Eski dost Evrim Kepenek ve yeni yoldaş Hikmet Adal sağ olsunlar, “BiaMag”da bugün yer verdiler.  

Bianet, ilk yazımı 2008’de yayınlayan gözbebeğimdir benim. Akıl baliğ oldukça, yazan elim işledikçe, nefes ve heves canda durdukça orada var olmaya devam etmek isterim.  

Buyursunlar…  

* 

Continue reading “Uzun bir Cumartesi takvimi: İşaretle!” →

Mikail Kırbayır: Galatasaray’da yüreğimizi arıyoruz

Mikail Kırbayır
Mikail Kırbayır

“Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kenan Evren’i köşkte ağırlarken içim kan ağladı. Benim oğlum 12 Eylül’ün ilk gözaltında kaybıdır. Başbakana sesleniyorum: 100 yaşını geçtim. Cemil’imin akıbetini öğrenmek için ölüme direndim. Kaybedilen evlatlarımızı ve bizi görmezden gelmeye devam edersen iki cihanda ellerim yakanda olacak.” Continue reading “Mikail Kırbayır: Galatasaray’da yüreğimizi arıyoruz” →