İşbirlikçi

Yazmak benim için hiç bitmeyen bir eylem yani o kadar ki, “O, arabayı kullanırken bile düşünür,” diyen iş arkadaşım bile bunu tespit eder aslında. Çünkü, o esnada da yazıyorumdur. Masamdam olduğu kadar zihnimden de asla uzak kalmaz kalem, defter ve kelimeler…

Diyeceğim o ki: Size ulaşsın ya da ulaşmasın, Emre bir yerlerde bir şeyler yazıyordur hep. Fakat güncel politikanın o sığ, her an değişen ve yoran sularına kalem batırmayalı çok uzun zaman olmuştu. En azından düzenli olarak yapmıyordum ve bu kasıtlı bir mesafeydi. “Hiçbir şeyin hiçbir işe yaramadığı” hissi beni de baştan aşağı kuşatmış ama karşı mahallenin azgın çığlıklarındansa kendi sokağımın sessizliği umutsuzlaştırmıştı beni. Hem, ağzına bir parmak bal çalınan herkes bir çırpıda karşı mahalleye geçiveriyordu zaten.

Continue reading “İşbirlikçi” →

Hamit Yayar: Ardı çatlamış incir de ev mefhumuna dahil

6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan ve merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olan korkunç depremin en yoğun etkilediği kentlerimizden biri olan Hatay’da, Reyhanlı’da dünyaya gelmiş Hamit. Reyhanlılı bir Arap. Ailesinin çiftçi olması sebebiyle çocukluğundan itibaren bağ, bahçe, tarla işleriyle meşgul olmuş. Lisenin birinci sınıfını bitirdikten sonra Kıbrıs’a gidip inşaatlarda çalışarak okul harçlığını çıkarmış. Lise sonrası otomotiv üzerine öğrenim görmek üzere üniversiteye kayıt yaptırdıysa da ekonomik nedenlerle sürdüremeyeceğini anlayarak okul hayatını sonlandırmış.

Sonrasında yine ekmek kavgası… Askerlik öncesinde ve sonrasında başta mevsimlik işler olmak üzere birçok yerde işçi olarak çalışmış. Bir dönem Mersin’de bir arkadaşının restoranının işletmesini üstlenmiş. 2012 yılında da “Aile Birleşimi Vizesi” ile Almanya’ya gitmiş. Başlarda orada da ayırmaksızın çeşitli işlerde çalışmış. 2015 yılından beri ise, arabaların iç metalik aksamlarını üreten bir firmada işçi.

Sınıf mücadelesine yürekten bağlı bir işçi-göçmen olarak hem Türkiye hem de Almanya’da başka göçmenlerin yaşamlarını, sosyal alışkanlıklarını, gelir düzeylerini, çalışma koşullarını, kimlik arayışlarını ve aslında hemen her şeylerini yakından gözlemlemiş ve bunlar üzerine kafa yormuş, bu alanlarda mücadele yürütmüş biri Hamit Yayar. Deneyimleri ve gözlemleri çok önemli…

Continue reading “Hamit Yayar: Ardı çatlamış incir de ev mefhumuna dahil” →

Deniz Ağraz: Varsa bir borcum, Avustralya’ya değil, Aborjinlere

Göçmenlik deneyimi çoğunlukla bir çelişkiler yumağıdır. Bir yanda özlem, bir yanda uyum sağlama çabası. Bir yanda, ne kadar çarpıcı olsa da yaşanmış olan geçmişin sıcaklığı, diğer yanda geleceğin belirsizliği… “Göçmen”, bu ikilemler arasında sıkışıp kalmış bir yolcudur. Eğer varsa kimliği de bu ağır yükü olup çıkar… Çünkü kimlik sadece bir pasaport ya da vatandaşlık belgesi değildir; o, insanın insan olarak içinde taşıdığı bir hikâyedir. Göçmenlik zaman zaman kimliği parçalara ayırır. Bir yanda “oradan” olmanın getirdiği aidiyet, diğer yanda “burada” olmanın dayattığı yabancılık. Göçmen, bu iki dünya arasında gidip gelirken, kendini ne tam burada ne de tam orada hisseder.

Öyle ya da böyle, bir yandan özgürleştirici, diğer yandan yalnızlaştırıcı bir halin içerisinde seyreder göçmen ve kendi kimliğini yeniden inşa etmek zorunda kalır. Peki, bu inşa sürecinde neler kaybolur, neler kazanılır? Bunları da konuşalım…

Türk asıllı Avustralyalı Deniz Ağraz’la konuştuk. Deniz, yıllardır Avustralya’da yaşayan bir göçmen. “Göçmenlik ve kimlik” üzerine orada çalışmalar yürüten bir yazar ve öğretmen. 6 Şubat 2023 tarihinde Türkiye’de yaşanan depremlerin ardından Avustralyalı göçmenlerle yaptığı etkinliklerden elde ettiği gelirleri depremzede ailelere bağışlamış. Filistin meselesinde de kendi ülkelerinde “göçmen” haline getirilmiş Aborjin’lerin mücadelesinde de bir Türkiyeli göçmen olarak Avustralya’daki göçmen siyaseti konusunda da sorumlu hissediyor kendini.

Continue reading “Deniz Ağraz: Varsa bir borcum, Avustralya’ya değil, Aborjinlere” →