Nar niyetine…

"Kan değil, can bağımızdır nar."
“Kan değil, can bağımızdır nar.”

19 Ocak 2007’de Karin Karakaşlı’nın deyimiyle, hem, “sadece Hrant’ın öldürülüşüne değil, yakın tarihin tüm aşağılık tezgâhlarına meydan okuyan”, hem de, “kendi kaybettiklerinin acısını da o kayıpta bir kere daha tadan” vicdan sahipleri (ki aralarında sonradan, o gün oraya gidip “Hepimiz Ermeni’yiz” haykırışına katıldığına dertlenen azımsanmayacak bir güruh da vardı) Halaskargazi’ye düşmüş o bedeni gecikmiş bir vefa ve kardeşlik duygusuyla koştuğunda; artık ses ve sessizlik bile yeniden tanımlanıyordu, durduğu yer başından belli olanlarla, yerini henüz bulmuşlar arasında. Continue reading “Nar niyetine…” →

Turgut Uyar’ın ‘gazete’sinde 19 Ocak

tuhd.jpg

Tanıyorum. Hepimizin yenilgilerinin iç içe girdiği bir zaman. Charles Dickens’ın tarif, Turgut Uyar’ın tefrika ettiği zaman, bizim zamanımız, bize hiçbir zaman ait olmayan… Biliyorum, ya birlikte yenildik aynı kırana, ya yenilgilerimiz ayrı ayrı gelip o caddenin bir kıvrımında karıştı birbirine.

Ben söyledim, siz de söyleyin: Hiçbir umuda birlikte yazılmadı ismimiz, mucizevi bir lanet gibi ama (artık nasıl oluyorsa) her mağlubiyette birlikteyiz. Bıktık ölümün birleştiriciliğinden, cenaze tesadüflerinden, kırım omuzdaşlıklarından. Kimse düzenleyicisi, aynen böyle bildiriniz! Continue reading “Turgut Uyar’ın ‘gazete’sinde 19 Ocak” →