“Bir Göztepe anısı…”

Askerden döndüğümde, askerliğe görece en yakın işlerden birini yaparak adapte olmaya çalışıyordum dünyaya: Güvenlik görevliliği! Birdenbire kendimi içinde bulduğum ama madem buldum, neden daha da abartmayayım diyerek sertifikasına kadar aldığım bu enteresan işi bir “meslek” diye yutturacak değilim ama bendeki yeri de, etkisi de farklı olduğu için asla kötü anmıyorum. 

Geceleri çalışırdım. Gündüzleri bir danışma personeline dönüşen “güvenlikler”, geceleri klasik bir fabrika bekçisi olup çıkıverirler. Radyoları ve radyatörleri vardır. Radyatör demeyi sevmeyenler elektrikli ısıtıcı da diyebilir. Üstelik bu insanlar, elektrikli ısıtıcıların her türüne sahip ve hakimdir yani ister ortamı ısıtsın, ister suyu, ister huyu. Çaydanlıkları vardır ya da “kettle”ları ve “ketıla” sık sık basarlar. Çay yada kahve olmadan sabahı etmek güçtür. Herkesler uykudayken uyanık olmanız beklenir ama gece personelliğini seçerken sizin aklınız da beş karış havada değildir. Siz de bilirsiniz ki, gece kaytarmaları ve şekerlemeleri için sonsuz fırsatlar belirecektir. Gündüzleri sizi yoklayan herkesler uykudadır çünkü. 

Continue reading ““Bir Göztepe anısı…”” →

Demet İskeçeli: Dili yanlış kullanırsan kıyamet kopmaz ama…


Dil… Varlığıyla, yokluğuyla, yarasıyla bizi biz yapan şeylerden biri neresinden baksak. Hiç azımsamayın, çünkü çoğunlukla en önemlisi. Anadili için, o dili yaşamlarının her alanında özgürce kullanabilmek için mücadele veren bir dostumdan içime işleyen bir şey duymuştum bir gün. “Anadil bir organdır!” demişti. Etkileyiciydi, evet ama henüz benim açımdan bir tecrübe imbiğinden süzülmemişti. Dilini bilmediğim bir yerde uzun süre yaşayınca daha net anladım bunu. Ellerim yokmuş gibi hissetmiştim çünkü… Gözlerim, kulaklarım, ayaklarım…

Continue reading “Demet İskeçeli: Dili yanlış kullanırsan kıyamet kopmaz ama…” →

Gordion Düğümü

leyla zana
Leyla Zana’nın ezelden beri yaptığı en önemli şey, kirli bir iktidar kumarının masasına güzelim çocukların hayatını sürenlerin gözlerinin ta içine bakarak, zalimlikten kurtulmanın yolunu sabırla göstermektir.

Büyük İskender, hayli uzun ve meşakkatli olan büyük Doğu Seferi’ne çıkmadan evvel Troya’ya uğrar. “İlyada”yı okuduktan sonra bir tür ‘manevi atası’ ilan ettiği Aşil’in mezarını ziyaret eder. Ardından daha da güneye iner, Karya’da ayaklanmış kimi şehir devletlerini himayesine alıp, Batı Anadolu’da sükûnet sağladıktan sonra radikal bir rota izler ve tekrar kuzeye tırmanarak Frigya’ya yönelir. Başkent, Gordion’a. Continue reading “Gordion Düğümü” →