Askerden döndüğümde, askerliğe görece en yakın işlerden birini yaparak adapte olmaya çalışıyordum dünyaya: Güvenlik görevliliği! Birdenbire kendimi içinde bulduğum ama madem buldum, neden daha da abartmayayım diyerek sertifikasına kadar aldığım bu enteresan işi bir “meslek” diye yutturacak değilim ama bendeki yeri de, etkisi de farklı olduğu için asla kötü anmıyorum.
Geceleri çalışırdım. Gündüzleri bir danışma personeline dönüşen “güvenlikler”, geceleri klasik bir fabrika bekçisi olup çıkıverirler. Radyoları ve radyatörleri vardır. Radyatör demeyi sevmeyenler elektrikli ısıtıcı da diyebilir. Üstelik bu insanlar, elektrikli ısıtıcıların her türüne sahip ve hakimdir yani ister ortamı ısıtsın, ister suyu, ister huyu. Çaydanlıkları vardır ya da “kettle”ları ve “ketıla” sık sık basarlar. Çay yada kahve olmadan sabahı etmek güçtür. Herkesler uykudayken uyanık olmanız beklenir ama gece personelliğini seçerken sizin aklınız da beş karış havada değildir. Siz de bilirsiniz ki, gece kaytarmaları ve şekerlemeleri için sonsuz fırsatlar belirecektir. Gündüzleri sizi yoklayan herkesler uykudadır çünkü.
Continue reading ““Bir Göztepe anısı…””

