Şşş!|8 – Livaneli

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (sekiz)

Hem de “Şiirli Şarkılar Şemsiyesi” gibi bir başlık altında seri yapıp, buna uzun uzun çalışıp, önünü ardını hesaplayıp tam altı sayı boyunca ondan hiç bahsetmemek ne zordu, biliyor musunuz? Bilemezsiniz… Aslında orada bile pas geçecektim iyice biriksin her şey diye ama, hem ona kıyamadım hem de Orhan Veli’ye. Ama bir işaret vermiştim hatırlarsanız, “Belki de o, ‘Şiirli Şarkılar Şemsiyesi’nin assolistlerindendir, kimbilir,” diye… Öyle!

Bu sayı, yürekten, sevgi ve minnet dolu bir saygı duruşudur Zülfü Livaneli’ye…

Continue reading “Şşş!|8 – Livaneli” →

Şşş!|4 – Askıda sonbahar

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (dört)

Aslında Cesare Pavese’nin “Yaşama Uğraşı”nda, sonrasında ise Albert Camus’nün daha farklı bir anlatımla söylediği bir şey vardır: “Tek başına mutlu olmak utanılacak bir şeydir.” Camus aynı zamanda “Sisifos Söyleni”nde ölümü geciktirme uğraşını absürd bir çaba olarak nitelendiriyordu. 

(“Yaşamak” ve “yaşlanmak” konusunda bazı noktalara gelmeden önce, muhtemel bir yanlış anlamayı ortadan kaldırarak devam edeyim.) 

Continue reading “Şşş!|4 – Askıda sonbahar” →

Maden karşıtı direnişlerde göçebe öznelliklerin Türkiye’den bir kartografisi 

Bahar Topçu‘nun, Yeni İnsan Yayınları‘ndan çıkan ve Ece Baykal Fide tarafından derlenen
 “Ekoloji ve İklim Krizi İletişiminde Adaletin İnşası” kitabında yer alan, “Maden Karşıtı Direnişlerde Göçebe Öznelliklerin Türkiye’den Bir Kartografisi” başlıklı makalesi.

Bu makale, Emre Dursun’un Bahar Topçu ile yaptığı söyleşinin merkezini oluşturduğu için, Yeni İnsan Yayınları’nın ve makale yazarının yazılı izniyle ve referans amacıyla bu sayfada yayınlanmaktadır. Bunun dışında, yazar ve yayınevinin izni olmaksızın başka bir mecrada yayınlanamaz ya da çoğaltılamaz.

Yeni İnsan Yayınları‘na ve Bahar Topçu‘ya sonsuz teşekkürler…

BAHAR TOPÇU SÖYLEŞİSİ: https://www.haftalik.net/neyse-ki-herkes-feminist-olacak-bir-gun/

Continue reading “Maden karşıtı direnişlerde göçebe öznelliklerin Türkiye’den bir kartografisi “ →

Demet İskeçeli: Dili yanlış kullanırsan kıyamet kopmaz ama…


Dil… Varlığıyla, yokluğuyla, yarasıyla bizi biz yapan şeylerden biri neresinden baksak. Hiç azımsamayın, çünkü çoğunlukla en önemlisi. Anadili için, o dili yaşamlarının her alanında özgürce kullanabilmek için mücadele veren bir dostumdan içime işleyen bir şey duymuştum bir gün. “Anadil bir organdır!” demişti. Etkileyiciydi, evet ama henüz benim açımdan bir tecrübe imbiğinden süzülmemişti. Dilini bilmediğim bir yerde uzun süre yaşayınca daha net anladım bunu. Ellerim yokmuş gibi hissetmiştim çünkü… Gözlerim, kulaklarım, ayaklarım…

Continue reading “Demet İskeçeli: Dili yanlış kullanırsan kıyamet kopmaz ama…” →