Bahar Topçu: Neyse ki herkes feminist olacak bir gün


Bunu kendisine bizzat söylediğim için, burada paylaşmakta da bir sakınca görmüyorum: Bahar Topçu, hayatım boyunca beni hiç şaşırtmamış insanlardan biri. Ama bu sıradan bir sürprizsizlik demek değil, heyecan verici bir tutarlılık ve istikrar demek.

Tanıştığımızda ikimiz de yirmili yaşların ortalarında, hayli tutkulu gençlerdik. Birlikte yazılar yazdık, söyleşiler yaptık, röportajlar verdik, tartışmalara giriştik, baş başa ya da bir kitle ile uzun yürüyüşlere çıktık, eylemlere katıldık… Hem bir yüksek lisans (Munise Nur Aktan, Galatarasay Üniversitesi, Türkiye) hem de doktora (Pınar Gürleyen, Simon Fraser Üniversitesi, Kanada) tezine girmiş Kronik Muhalif internet sitesine birlikte hayat verdik.

Bahar, bizim merceğimizdi. Güncel politik tartışmaların yer aldığı yayınları, teorik okumalarla da destekleyerek takip edip inceler, onlar üzerine son derece özenli, uzun ömürlü, seri ya da tekil yazılar yazar ve bizi her zaman daha fazlasını, daha başkasını düşünmeye sevk ederdi.

Yeşiller hareketine çok erken yaşlarda katıldı ve bu alanda hem fiziksel hem de zihinsel olarak büyük mesai harcadı. Bununla birlikte feminizm ve LGBTI+Queer mücadeleye de aynı ölçüde emek verdi.

Continue reading “Bahar Topçu: Neyse ki herkes feminist olacak bir gün” →

Maden karşıtı direnişlerde göçebe öznelliklerin Türkiye’den bir kartografisi 

Bahar Topçu‘nun, Yeni İnsan Yayınları‘ndan çıkan ve Ece Baykal Fide tarafından derlenen
 “Ekoloji ve İklim Krizi İletişiminde Adaletin İnşası” kitabında yer alan, “Maden Karşıtı Direnişlerde Göçebe Öznelliklerin Türkiye’den Bir Kartografisi” başlıklı makalesi.

Bu makale, Emre Dursun’un Bahar Topçu ile yaptığı söyleşinin merkezini oluşturduğu için, Yeni İnsan Yayınları’nın ve makale yazarının yazılı izniyle ve referans amacıyla bu sayfada yayınlanmaktadır. Bunun dışında, yazar ve yayınevinin izni olmaksızın başka bir mecrada yayınlanamaz ya da çoğaltılamaz.

Yeni İnsan Yayınları‘na ve Bahar Topçu‘ya sonsuz teşekkürler…

BAHAR TOPÇU SÖYLEŞİSİ: https://www.haftalik.net/neyse-ki-herkes-feminist-olacak-bir-gun/

Continue reading “Maden karşıtı direnişlerde göçebe öznelliklerin Türkiye’den bir kartografisi “ →

Pınar Selek’le söyleşi: “Hep aynı şeylere akmıyor bu Pınar…”

O, hayatın, hayatlarımızın etrafını rengârenk masallarla örmeyi, belki de kendi hayatındaki bütün diğer uğraşlardan daha elzem bellemişken, her fırsatta nefesine mahkûmiyet kuşatmasıyla saldırıp, sonunda bir de ‘müebbet’ istediklerinde, gitmişti… Adına ‘sürgün’ dediği bu yola çıkarken, bizi de bizden, masalları içimizden sökerek gitmişti sanki; öyle dağlanmış, öyle yalnız hissetmiştik. Ama, masalları onun kadar tanımadığımızdan belki; adaletin yerini bulmayacağına, bu saatten sonra bulsa da, onca hırpalanmanın ardından, bunun tam bir ‘adalet’ sayılamayacağına nasılsa, Pınar’ın artık masal anlatamayacağına da inanmıştık adeta; daha içimize bu inanç düştüğünde, başımızın üstünde kendini gösteren yanılgının gölgesine kör ve ketum bir kapanmışlıkla. Lâkin, onu Pınar yapan, tam da kendisinin söylediği üzere, ‘hep aynı şeylere akmamasıydı’; bazen kendini bile kurtaramadığı cendereden, masallarını hep uzak tutmayı başarması, masalını göğün her tonuna aynı şevkle fısıldaması, ‘sürgün’de bile özgür olması.

“Nefese müebbet” demiştim o giderken, bunda da yanılmışım, özür dilerim. Yalnız, ben yanılgılarımdan, onun sürgünüyle yalnızlaşmışlığımdan, yine onun sesiyle sıyrılırken usul usul, size yanılgının en büyüğüne dair bir şey daha söyleyeyim: Mucizeleri hapsedemezsiniz!

PINAR SELEK
PINAR SELEK

Bir kere, ‘standart’ bir röportaj sorusu olduğuna, başka ülkelerden birini asla ikna edemeyiz ama, hem burada çok normal, hem de seni seven insanların en öncelikli merakı bu sanırım: Nasılsın? Continue reading “Pınar Selek’le söyleşi: “Hep aynı şeylere akmıyor bu Pınar…”” →