Ahlâksız Teklif

Özellikle bir-iki yıldan beri biraz daha kışkıştıcı bir şekilde kurcalandığına, daha yüksek sesle konuşulduğuna bakmayın, “Papazın Çayırı” en az Gezi Parkı ve Galataport projeleri kadar takıntılı olduğu konulardan beridir AKP’nin, daha ilk günden beri. Varlık sebebini yeni rant alanlarına borçlu olan böylesine aç gözlü bir siyasi oluşumun, hele de “düşmanın kalesi” olarak gördüğü ilçelerden birinin en prestijli noktasını “gözden kaçıracağını” ve “gözden çıkaracağını” sanmıyorsunuzdur herhalde.

Continue reading “Ahlâksız Teklif” →

“I am Türkiye”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, NATO Ankara Zirvesi kapsamında düzenlenen basın toplantılarının birinde, Afganistanlı bir muhabire “Are you Iran?” diye sorması ciddi şekilde ses getirdi. Aslında Erdoğan, biricik partisi AKP ile yarattığı ve pek övündüğü “Yeni Türkiye”nin kurbanı oldu da diyebiliriz. O zihniyetin refleksi devreye girer girmez, bizatihi onlardan öğrenilen aşırı bir hoyratlık, dışlayıcılık ve kibir ile yerin dibine soktuğu alışkanlıkla, İngilizcesi üzerinden hayli hırpaladılar cumhurbaşkanını. Eski liderlerin İngilizceleri mi kıyaslama konusu olmadı, bunca yıldır en basit kalıpları bile öğrenememesinden mi dem vurulmadı, sayısız “Hav ar yu”lu diyalogları mı sıralanmadı, neler neler…

Continue reading ““I am Türkiye”” →

Emirhan Yılmaz ile Kör Sıralama: Fenerbahçe Efsaneleri

Çok da uzak olmayan bir tarihte harikulâde bir Fenerbahçe söyleşisi yaptığımız Emirhan Yılmaz’la, bir de Kör Sıralama oynayalım dedik, ki konunun yine Fenerbahçe olması kaçınılmazdı elbette. (bkz.: Emirhan Yılmaz: Fenerbahçe’nin yeri her zaman birinciliktir – KAÇAK KAT)

Her ne kadar “efsane” denen şey kolay bulunmasa ve herkes böyle kabul edilmese de, ben şahsen Fenerbahçe’nin bu anlamda hayli zengin bir camia olduğunu düşünüyorum. İsimleri belirlerken çok zorlandım çünkü işin zaten en korkunç yanı da bu: 10 isimle sınırlandırmak durumundaydım.  Bunu yaparken, araya bazen görece tartışmalı isimleri de yerleştirmek gerekebiliyor, ki konu sonunda biraz aydınlığa kavuşsun. Buna rağmen, Emre Belözoğlu demek aklımın ucundan geçmedi meselâ…

Önceden kararlaştırdığımız  bu kör sıralamayı ikimizin de uygun olduğu bir zamanda yapmak için sözleşmiştik ve mutluluk verici bir biçimde Atlas Ali de bu esnada bizim kadar müsaitti. Üstelik bu, onun bilmediği bir oyundu ve mantığını, kurallarını anlattığımda, hele de konusunu öğrendiğinde fazlasıyla heyecanlanıp ortak olmak istedi oyuna.

Biz de Emirhan’a önce iki ses kaydı yolladık ve üç soruyu Atlas’ın sorması konusunda uzlaştık.

E.D., Mayıs ’26

Emirhan Yılmaz’la, “Fenerbahçe Efsaneleri” kör sıralaması başlıyor!

Continue reading “Emirhan Yılmaz ile Kör Sıralama: Fenerbahçe Efsaneleri” →

Emirhan Yılmaz: Fenerbahçe’nin yeri her zaman birinciliktir

Bazı dostluklar aynı sırada başlar, bazıları ise aynı duyguda. Bizimki ikisinin ortasında bir yerde başladı. 2012 yılında, Bilgi Üniversitesi’nin İngilizce hazırlık sınıfında… Ben biraz gecikmiş bir üniversiteli olduğum için, Emirhan’la aramızda sekiz yaş vardı ama hayatın bazı meselelerinde yaş farkı değil, bakış farkı belirleyicidir ve herkes birbirinden öğrenir. (Ben de bunu en çok, genç dostum Çetin Altan’dan öğrenmiştim.) Emirhan Yılmaz’la kısa sürede hem arkadaş, hem abi-kardeş olmayı başarmıştık. Ve elbette bizi birbirimize yaklaştıran en güçlü bağlardan biri Fenerbahçe’ydi.

O hâlâ genç bir adam ama bahsettiğim yıllarına şahit biri olarak, aklımda en çok kalan şey enerjisiydi. Hayata ve sohbete hızlı giren, duygularını saklamayan, tutkularını açık yaşayan bir delikanlıydı. Zamanla o enerji yerini olgunluğa, o taşkınlık yerini derinliğe bıraktı. Bugün cevaplarını okuduğunuzda fark edeceğiniz şey tam olarak bu dönüşüm: Tutku hâlâ yerinde ama artık ölçülü; heyecan hâlâ canlı ama artık bilinçli. Bunları bir dost olarak değil, abi olarak yazdım ve bundan fazlasını söylemek haddim değildir diye düşünüyorum. 

Bilgi Üniversitesi Reklamcılık bölümü mezunu Emirhan Yılmaz ve mesleğinde de hayli başarılı genç bir iletişimci. Aldığı eğitim onun güçlü karakteristiği ile birleştiğinde, sözcükleri seçerken hem duyguyu hem de mesajı aynı kudretle taşıyabiliyor. Mesleğinde başarılı bir grafik tasarımcı olarak ilerlemesi de şaşırtıcı değil; çünkü hem estetik hem anlam arayışı olan biri o. Görsel dünyada kurduğu dengeyi, fikir dünyasında da kurabiliyor.

Bu söyleşide bir taraftarın heyecanını, bir kongre üyesinin sorumluluğunu ve bir genç adamın düşünsel olgunluğunu aynı anda göreceksiniz. Katılabilirsiniz ya da itiraz edebilirsiniz; ama samimiyetinden şüphe etmeniz mümkün değil! 

Benim için ise bu yalnızca bir futbol söyleşisi değil. Yıllar önce tanıştığım bir üniversite öğrencisinin, bugün düşüncelerini berraklıkla ifade eden bir yetişkine dönüşümüne tanıklık etmenin küçük ama kıymetli bir belgesi. Ben, bizimle gurur duyuyorum. 

İyi ki varsın Emirhan ve evet, iyi ki Fenerbahçeliyiz!

E.D., Mart ‘26

EMRE DURSUN: Sevgili Emirhan, aslında bildiğin gibi bu söyleşiyi daha önceden yapmayı planlamıştık ama bütün ölüm-kalım süreçlerinde istikrarlı bir şekilde “öldüğümüz” için bugüne kadar sarktı bu konuşma. Hızlıca ve öncelikle futbol takımı özelinde çok genel bir soruyla başlayacağım izin verirsen: Bulunduğumuz yer ve durum hakkında değerlendirmelerin neler?

EMİRHAN YILMAZ: Sevgili Emre, öncelikle beni konuk ettiğin için çok teşekkür ederim. Seninle geçmişte de Fenerbahçe konusunda birçok kez bilgi alışverişi yaptığımızı hatırlıyorum. Spora olan ilgin ve alakan nedeniyle bu söyleşiyi seninle yapmak benim için ayrıca heyecan verici. 

Soruna gelecek olursak; bulunduğumuz durumdan elbette çoğu Fenerbahçeli gibi memnun değilim. Fenerbahçe’nin oynadığı futbolun güven vermediğini her fırsatta dile getirdim. Eğer Türkiye’de şampiyonluk bekleniyorsa, bu bizim oynadığımız futbolla biraz zor gerçekleşecektir. 

Continue reading “Emirhan Yılmaz: Fenerbahçe’nin yeri her zaman birinciliktir” →