Mutlak Buhran

24 yıllık AKP iktidarı süresinde hayatımıza çok fazla şey girdi ve birçok şey de bir daha geri dönmemek üzere kaybolup gitti. Gidenlerden birçoğunu artık anımsamıyoruz bile.

Anca öyle tuhaf bir hülya ya da baştan aşağı halüsinasyon içindeyken kimi Eurovision’u hatırlayıveriyor meselâ ansızın. Biraz detaycı ise spikerin söylediklerini bile duyar gibi olup sırıtabiliyor: “Ve işte can Azerbaycan’dan ülkemize tam puan geliyor,” diye bir çığlık koyuverirlerdi hani ve bundan beş dakika sonra sanki bambaşka bir şeyden söz edermiş gibi donuk ve tiksinti dolu bir sesle, “Yunanistan’dan Güney Kıbrıs’a tam puan çıkıyor, hiç şaşırmadık tabii ki!”

Kabul edelim ki saçma, çelişkili ama eğlenceliydi.

Continue reading “Mutlak Buhran” →

“I am Türkiye”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, NATO Ankara Zirvesi kapsamında düzenlenen basın toplantılarının birinde, Afganistanlı bir muhabire “Are you Iran?” diye sorması ciddi şekilde ses getirdi. Aslında Erdoğan, biricik partisi AKP ile yarattığı ve pek övündüğü “Yeni Türkiye”nin kurbanı oldu da diyebiliriz. O zihniyetin refleksi devreye girer girmez, bizatihi onlardan öğrenilen aşırı bir hoyratlık, dışlayıcılık ve kibir ile yerin dibine soktuğu alışkanlıkla, İngilizcesi üzerinden hayli hırpaladılar cumhurbaşkanını. Eski liderlerin İngilizceleri mi kıyaslama konusu olmadı, bunca yıldır en basit kalıpları bile öğrenememesinden mi dem vurulmadı, sayısız “Hav ar yu”lu diyalogları mı sıralanmadı, neler neler…

Continue reading ““I am Türkiye”” →

Size ne kadar lâzım?

A pair of shoes, belonging to a street vendor who was selling Turkish traditional bagel or simit, is placed at the bombing scene during a commemoration for the victims of Saturday’s bomb blasts, in Ankara, Turkey, October 12, 2015. REUTERS/Umit Bektas

Bir tren istasyonu çöktü Sırbistan’da ve 15 kişi hayatını kaybetti. Bu faciayla ilgili soruşturmalar sürerken, sadece olayla ilgili ihmaller değil başka bir dolu şey de saçıldı ortalığa. Hükümetin çeşitli yolsuzlukları ve hatta hükümet olmalarını sağlayan seçimlerde başvurdukları usulsüzlüklerle ilgili… Ülkenin başkenti Belgrad’ta yüz bini aşkın kişi indi meydanlara. Bir tek vaka ve 15 can için!

Daha bir gün geçmedi ki, Balıkesir’de patlayıcı imâl eden bir fabrikada korkunç bir iş cinayeti yaşandı ülkemizde: Tamamı 45 yaşın altında 11 yurttaşımız hayatını kaybetti bu katliamda. Her biri insanlık dışı koşullarda çalışan, çalışmaya mecbur bırakılan canlarımız. Kızmayın ama belki de bizim ülkemizde insanlarımızı kurban verdiğimiz en “basit” olaylardan biri bile diyebiliriz bunun için. Dolayısıyla biz de üstümüze düşeni yapıp bol bol “tweet” attık ve ertesi gün daha da uzun bir süre hep beraber insanlık dışı koşullarda yaşayacağımızı “müjdeleyen” o haber geldi. Yeni asgari ücret açıklandı: 22.104 TL. Küsürât olsun diye en sona yerleştirilmiş o rakam var ya hani, iktidar, kıymetimizi bize bir kere de böyle tebliğ etti. Sonuç? Sonuç ne olsun: “Neler yapmadık şu vatan için/ Kimimiz öldük/ kimimiz tweet attık.” (Bağışla, Orhan Veli.)

Continue reading “Size ne kadar lâzım?” →

Kulağımızdan öpen adam: Mustafa Sarıgül

Türk futbolunda kriz zamanlarında akla gelen kimi isimler vardır. Milli Takım ya da Galatasaray sıkıntıya düştüğünde Fatih Terim’dir bu. Continue reading “Kulağımızdan öpen adam: Mustafa Sarıgül” →

Seçim Sonuçları: “Çok cahilsin keşke ölsen!”

Sabah saatlerinde Ankara'da Mansur Yavaş'ın kazandığını öğrenen bir yurttaş (31 Mart 2014)
Sabah saatlerinde Ankara’da Mansur Yavaş’ın kazandığını öğrenen bir yurttaş (31 Mart 2014)

Mansur Yavaş’ın, CHP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı gösterilmesinden bu yana, gerçek bir sol olmayan CHP tabanında da, sosyalistler arasında da bir sürü tartışma yaşandı. Yavaş’ın, 80 öncesi solun simgeleşmiş isimlerine Continue reading “Seçim Sonuçları: “Çok cahilsin keşke ölsen!”” →

Görgü Tanığı

“…özgürlüklerden bahsedenler, her tür iktidardan aynı özgürlükleri talep etmiyorlarsa, onlar gerçek bir özgürlük istiyorlar diyemeyiz.”

Birinci Dünya Savaşı’nın fiziki ve psikolojik yıkımını yaşayan milyonlarca insanın içinden bir tek kişi; hem bedeni, hem de ruhunda oluşmuş tahribattan bir nebze şikâyetçi olsaydı, belki İkinci Dünya Savaşı olmayacak, olsa da belki o korkunç Yahudi Soykırımı’yla, ırkçılık insanlığa en büyük gazaplarından ve utançlarından birini yaşatmayacaktı. Continue reading “Görgü Tanığı” →