KaçakRadyo7: Kan Çiçekleri

“Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki…”
Ahmet Telli

10 Ekim 2015 sabahı Ankara ve bütün memleket, cumhuriyet tarihinin en karanlık ve en kanlı sabahlarından birine uyandı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen binlerce insan; emeği, eşitliği, insanca yaşamı ve hepsinden önemlisi barışı savunmak için başkentin göbeğinde bir araya gelmişti. Ancak halayların çekildiği, sloganların dostça yankılandığı o alan, iki canlı bombanın kendisini patlatmasıyla bir cehenneme çevrildi. IŞİD barbarlığının hedef aldığı şey sadece orada toplanan kalabalık değil, memleket insanının ısrarla yükselttiği bir arada yaşama iradesiydi.

Continue reading “KaçakRadyo7: Kan Çiçekleri” →

KaçakRadyo4: Şiire Yakın

Sezen Aksu, ömrü billah yazdığı şarkı sözlerini topladığı kitaba ne isim vermişti: “Eksik Şiir”. Ama bir televizyon programında Candan Erçetin’e konuk olduğunda ve bu kitaptan söz açıldığında, “Sen de bir şiir kitabında bunları toplamışsın,” dendiğinde şunları söylemişti: “Şiir değil o, şarkı sözü Candan’ım ya! Tabii dikkat ediyorum ‘şiire yakın’ dursun diye… Belki yazmaya kalkarsam onu beceririm bilmiyorum ama müzik cümlesiyle söz cümlesinin birbirini tamamlaması gerekiyor, o yüzden de tek başına şiir olması mümkün değil. Eksik kalıyor gerçekten, zaten o yüzden adını ‘Eksik Şiir’ koyduk onun (kitabın). Hatta bana o isim bile fazla geldi.”*

Sezen’in yazdığı şiir mi değil mi, fazla mı eksik mi, bir sonraki sayıda siz karar verirsiniz artık ama ben onun bu cümlelerinin içinden “Şiire Yakın” sözünü çekip aldım kendime bu bölümde.


Ve evet, bazen çenemi tutamayıp uzatıyorum lafı böyle ama önce bir başlayalım da sonra devam edelim yine…

Yeniden, hoşgeldiniz:

Continue reading “KaçakRadyo4: Şiire Yakın” →

Şşş!|7 – unutMADIMAKlımda!

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (yedi)

Bugün yasımız var.

Yasımız var. Bugün ve her gün. Yastayız. Ezelden beri.

Çünkü… “Bu cehennem bizim.”

2 Temmuz, bu memleket tarihinin en kara günlerinden biri. Düşmanın bize ne kadar yakın ve yanı başımızdaki o düşmanın da ne kadar azgın olduğunu gösteren lâin bir gün. O çocuk aklımla bile hiç unutmuyorum, “Show TV” logosu altında yapılan canlı yayında güzelim canların yandığını anbean izlediğimi. Hiç unutmuyorum, anneannemin defalarca dizlerine vurup “Ah, ah, ah” deyişini. Hiç unutmuyorum, ekmek aldığımız bakkalın bizi öldürmeye bu denli bilendiğini. Aynıları, aynı vahşetle katletti yıllar sonra Ali İsmail’i… Unutmuyorum.

#unutMADIMAKlımda

Yasımız var. Yasımız bir nebze tükenmeden hâlâ yanı başımızda. Soluk alışımızda. Her anımızda.

Continue reading “Şşş!|7 – unutMADIMAKlımda!” →

Şşş!|3 – Kırkıncı Kapı

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (üç)

Başlıktan işkillenmeyenleri de bizzat uyarayım en baştan: Ben zaten bu sayıyı en çok da kendime hazırladım. Bakmayın “kırkıncı kapı” yazdığına, gitgide zayıflayan hafızama rağmen samimiyetle sayabildiğim kadarıyla, içinde bir süre barındığım tam elli üç kapı aralamışım bugüne kadar. (Ekistıralar hariçtir.) Halen göçebe olduğuma bakılırsa tam da yerleşememişim demektir ama… Olsun! Ben zaten…

Velhasıl dostlar, bu “playlist” kırkıncı kapıya değil, kırkıncı yaşın kapısına… Şey demek için biraz da: “‘İyi ki’ mi bilmem ama iyi bile geldin lan Emre, aferin sana!”

Continue reading “Şşş!|3 – Kırkıncı Kapı” →

Şşş!|1 – Haziran’da “lüküs” zor! 

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (bir)

Ruhun gıdası mıdır, anoreksiyası mı bilinmez ama müzik hayatımızda olmasa bırakın eksik kalmayı, tükenip gidebilirdik bile. Pandalar gibi can sıkıntısından sürekli yuvarlanıp durur, damlardan tepelerden düşerdik. Edebiyat olmasa, kesinlikle tükenirdik! Bu iki muazzam sanatın buluştuğu pek çok yer var: Müzikal film ya da oyunlar, operalar ve gündelik hayatımıza daha sık sızan şarkılar. 

Continue reading “Şşş!|1 – Haziran’da “lüküs” zor! “ →