KaçakRadyo9: Cover Time

Kaçak Radyo’nun, birkaç kez tekrarlanacak başlıklarından birindeyiz bu hafta ve yine bu haftanın şerefine burayı Şebnem Ferah’a boğmaktan hiçbir beis duymayacağımı da söyleyeceğim en başından. (Geçtiğimiz 24 Ekim’de, onunla Bursa Merinos Park’ta gerçekleşen vuslatımıza dair yazıyı da, konserde sırayla çaldığı şarkılardan oluşturduğum müzik listesi ve orada çektiğim fotoğraf ve videolarla birlikte 31 Ekim’de yayınlayacağım zaten. Ahey de ahey!)



“Cover Time” gibi, “No Cover No Cry” başlıklı bir sayımız da olacak ve ilkini 22 Kasım günü yayınlamayı planladığım o başlıkta da yine birkaç kez buluşacağız gibi geliyor bana. Başlığından anlayabileceğiniz ya da en azından işkillenebileceğiniz üzere, “hiç coverlanmasa daha iyi olacağını” düşündüğüm şarkıların orijinal ve biricik yorumlarına yer vermeye çalışacağım orada da…

Efendim buyrun, fitili ateşleyelim bi…

Continue reading “KaçakRadyo9: Cover Time” →

Şşş!|7 – unutMADIMAKlımda!

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (yedi)

Bugün yasımız var.

Yasımız var. Bugün ve her gün. Yastayız. Ezelden beri.

Çünkü… “Bu cehennem bizim.”

2 Temmuz, bu memleket tarihinin en kara günlerinden biri. Düşmanın bize ne kadar yakın ve yanı başımızdaki o düşmanın da ne kadar azgın olduğunu gösteren lâin bir gün. O çocuk aklımla bile hiç unutmuyorum, “Show TV” logosu altında yapılan canlı yayında güzelim canların yandığını anbean izlediğimi. Hiç unutmuyorum, anneannemin defalarca dizlerine vurup “Ah, ah, ah” deyişini. Hiç unutmuyorum, ekmek aldığımız bakkalın bizi öldürmeye bu denli bilendiğini. Aynıları, aynı vahşetle katletti yıllar sonra Ali İsmail’i… Unutmuyorum.

#unutMADIMAKlımda

Yasımız var. Yasımız bir nebze tükenmeden hâlâ yanı başımızda. Soluk alışımızda. Her anımızda.

Continue reading “Şşş!|7 – unutMADIMAKlımda!” →

Şşş!|6 – Bavuldakiler

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (altı)

Gitmek, gelmek, gidememek, dururken kalamamak, gidip dönememek… Gideni özlemek, gidene seslenmek, gideni beklemek… “Git” ya da “kal” demek, diyememek… Bazan, kalanı, tam yanında duranı bile özleyecek ve dahi bekleyecek hâle düşmek… Ve daha bir dolu zıkkım!

“Şiirli Şarkılar Şemsiyesi” bittiğinde tematik bir “KaçakRadyo” serisi başlayacak ve orada belli duygu ve durumlar üzerine daha çok konuşacağız ve muhtemeldir ki bu sularda yine kulaç atacağız. Ama biliyorsunuz ki, ilk paragrafta andığım mefhumlar başta edebiyat olmak üzere, bütün sanatların ezelden ebede etrafında pervane gibi döndükleri alevler…  

Continue reading “Şşş!|6 – Bavuldakiler” →

Şşş!|4 – Askıda sonbahar

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (dört)

Aslında Cesare Pavese’nin “Yaşama Uğraşı”nda, sonrasında ise Albert Camus’nün daha farklı bir anlatımla söylediği bir şey vardır: “Tek başına mutlu olmak utanılacak bir şeydir.” Camus aynı zamanda “Sisifos Söyleni”nde ölümü geciktirme uğraşını absürd bir çaba olarak nitelendiriyordu. 

(“Yaşamak” ve “yaşlanmak” konusunda bazı noktalara gelmeden önce, muhtemel bir yanlış anlamayı ortadan kaldırarak devam edeyim.) 

Continue reading “Şşş!|4 – Askıda sonbahar” →

Şşş!|3 – Kırkıncı Kapı

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (üç)

Başlıktan işkillenmeyenleri de bizzat uyarayım en baştan: Ben zaten bu sayıyı en çok da kendime hazırladım. Bakmayın “kırkıncı kapı” yazdığına, gitgide zayıflayan hafızama rağmen samimiyetle sayabildiğim kadarıyla, içinde bir süre barındığım tam elli üç kapı aralamışım bugüne kadar. (Ekistıralar hariçtir.) Halen göçebe olduğuma bakılırsa tam da yerleşememişim demektir ama… Olsun! Ben zaten…

Velhasıl dostlar, bu “playlist” kırkıncı kapıya değil, kırkıncı yaşın kapısına… Şey demek için biraz da: “‘İyi ki’ mi bilmem ama iyi bile geldin lan Emre, aferin sana!”

Continue reading “Şşş!|3 – Kırkıncı Kapı” →