Şşş!|7 – unutMADIMAKlımda!

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (yedi)

Bugün yasımız var.

Yasımız var. Bugün ve her gün. Yastayız. Ezelden beri.

Çünkü… “Bu cehennem bizim.”

2 Temmuz, bu memleket tarihinin en kara günlerinden biri. Düşmanın bize ne kadar yakın ve yanı başımızdaki o düşmanın da ne kadar azgın olduğunu gösteren lâin bir gün. O çocuk aklımla bile hiç unutmuyorum, “Show TV” logosu altında yapılan canlı yayında güzelim canların yandığını anbean izlediğimi. Hiç unutmuyorum, anneannemin defalarca dizlerine vurup “Ah, ah, ah” deyişini. Hiç unutmuyorum, ekmek aldığımız bakkalın bizi öldürmeye bu denli bilendiğini. Aynıları, aynı vahşetle katletti yıllar sonra Ali İsmail’i… Unutmuyorum.

#unutMADIMAKlımda

Yasımız var. Yasımız bir nebze tükenmeden hâlâ yanı başımızda. Soluk alışımızda. Her anımızda.

Continue reading “Şşş!|7 – unutMADIMAKlımda!” →

Şşş!|3 – Kırkıncı Kapı

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (üç)

Başlıktan işkillenmeyenleri de bizzat uyarayım en baştan: Ben zaten bu sayıyı en çok da kendime hazırladım. Bakmayın “kırkıncı kapı” yazdığına, gitgide zayıflayan hafızama rağmen samimiyetle sayabildiğim kadarıyla, içinde bir süre barındığım tam elli üç kapı aralamışım bugüne kadar. (Ekistıralar hariçtir.) Halen göçebe olduğuma bakılırsa tam da yerleşememişim demektir ama… Olsun! Ben zaten…

Velhasıl dostlar, bu “playlist” kırkıncı kapıya değil, kırkıncı yaşın kapısına… Şey demek için biraz da: “‘İyi ki’ mi bilmem ama iyi bile geldin lan Emre, aferin sana!”

Continue reading “Şşş!|3 – Kırkıncı Kapı” →

Şşş!|2 – “Ya sevmeli, ya öldürmeli”

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (iki)

Onu bir şairden, sadece güfte olarak değil, beste olarak yazdıklarını ve dahi yorumlarını da şiirden ayırmak büyük bir haksızlık ve sorumsuzluk olur. Hem zaten, “Şiirli Şarkılar Şemsiyesi” bittikten sonra bu seri yine devam edecek olursa onu tekrar tekrar ağırlayacağımız aşikârdır. Bu yılın Temmuz ayında 71. yaşını kutladı Sezen Aksu ama ben onun yaşını ilk kırkbeşliğini çıkardığı yıldan, 1975’ten başlatacağım. Onu o güne taşıyan yıllara saygısızlık değil bu, bilâkis, o yılları, adeta yeniden doğmak için ilmek ilmek örmesine duyduğum saygıdan.

Continue reading “Şşş!|2 – “Ya sevmeli, ya öldürmeli”” →

“Dumanı lekesiz biri”: Metin Altıok


Sen bir bilgelik kitabısın, ilk bunu diyeceğim. Sen de de! Sokaklar sır hamalı, odalar keza. Otellerden otellere, telgrafın tellerine konan bir kuzgun, kanadını alevlerden kaçıran. Perdeler tütün karası, kırk ampüllük bir ışık ki kırk ampüllük bin ışıkla aynı “aydınlık”. Ama illâ bir masa pencere kenarında, illâ bir mürekkep demi, illâ bir sazın teli. Perdeler tütün karası, sabunlar yarım, insan ekşisi çarşafların üzerinde pırıl pırıl bir şiir atlası. Bir lûgat olabilir misin, kendini tanımlayan? Bir kurşun kalem misin yoksa, kavını bağrında taşıyan? Yolunu yordamını ararken kavağın gölgesinde, bir meşe oduyla cehenneme çevrilen dünyanın demine devranına ağlayan? Bir bilgelik ağıdısın sen, gökkubbeyi dağlayan. 

Continue reading ““Dumanı lekesiz biri”: Metin Altıok” →