Şşş!|8 – Livaneli

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (sekiz)

Hem de “Şiirli Şarkılar Şemsiyesi” gibi bir başlık altında seri yapıp, buna uzun uzun çalışıp, önünü ardını hesaplayıp tam altı sayı boyunca ondan hiç bahsetmemek ne zordu, biliyor musunuz? Bilemezsiniz… Aslında orada bile pas geçecektim iyice biriksin her şey diye ama, hem ona kıyamadım hem de Orhan Veli’ye. Ama bir işaret vermiştim hatırlarsanız, “Belki de o, ‘Şiirli Şarkılar Şemsiyesi’nin assolistlerindendir, kimbilir,” diye… Öyle!

Bu sayı, yürekten, sevgi ve minnet dolu bir saygı duruşudur Zülfü Livaneli’ye…

Continue reading “Şşş!|8 – Livaneli” →

Şşş!|6 – Bavuldakiler

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (altı)

Gitmek, gelmek, gidememek, dururken kalamamak, gidip dönememek… Gideni özlemek, gidene seslenmek, gideni beklemek… “Git” ya da “kal” demek, diyememek… Bazan, kalanı, tam yanında duranı bile özleyecek ve dahi bekleyecek hâle düşmek… Ve daha bir dolu zıkkım!

“Şiirli Şarkılar Şemsiyesi” bittiğinde tematik bir “KaçakRadyo” serisi başlayacak ve orada belli duygu ve durumlar üzerine daha çok konuşacağız ve muhtemeldir ki bu sularda yine kulaç atacağız. Ama biliyorsunuz ki, ilk paragrafta andığım mefhumlar başta edebiyat olmak üzere, bütün sanatların ezelden ebede etrafında pervane gibi döndükleri alevler…  

Continue reading “Şşş!|6 – Bavuldakiler” →

Şşş!|4 – Askıda sonbahar

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (dört)

Aslında Cesare Pavese’nin “Yaşama Uğraşı”nda, sonrasında ise Albert Camus’nün daha farklı bir anlatımla söylediği bir şey vardır: “Tek başına mutlu olmak utanılacak bir şeydir.” Camus aynı zamanda “Sisifos Söyleni”nde ölümü geciktirme uğraşını absürd bir çaba olarak nitelendiriyordu. 

(“Yaşamak” ve “yaşlanmak” konusunda bazı noktalara gelmeden önce, muhtemel bir yanlış anlamayı ortadan kaldırarak devam edeyim.) 

Continue reading “Şşş!|4 – Askıda sonbahar” →

Şşş!|2 – “Ya sevmeli, ya öldürmeli”

ŞİİRLİ ŞARKILAR ŞEMSİYESİ (iki)

Onu bir şairden, sadece güfte olarak değil, beste olarak yazdıklarını ve dahi yorumlarını da şiirden ayırmak büyük bir haksızlık ve sorumsuzluk olur. Hem zaten, “Şiirli Şarkılar Şemsiyesi” bittikten sonra bu seri yine devam edecek olursa onu tekrar tekrar ağırlayacağımız aşikârdır. Bu yılın Temmuz ayında 71. yaşını kutladı Sezen Aksu ama ben onun yaşını ilk kırkbeşliğini çıkardığı yıldan, 1975’ten başlatacağım. Onu o güne taşıyan yıllara saygısızlık değil bu, bilâkis, o yılları, adeta yeniden doğmak için ilmek ilmek örmesine duyduğum saygıdan.

Continue reading “Şşş!|2 – “Ya sevmeli, ya öldürmeli”” →

Yerde bulunan bir metal parçası

#Arşiv – yayımlanan ilk yazı

18 yaşındayım… Annemin mesleği sebebiyle Denizli’de yaşıyorum. Legal (bandrollü), illegal (korsan) her tür yoldan kitap satıyorum. Ama çok daha güzeli, her kapıdan her kitabı topluyorum. Akşamları eve döndüğümde odama kapanıp okuyorum ve radyo dinliyorum. Şimdi hatırlamadığım bir program var o zaman ama her akşam yayına aynı şarkıyla başlıyor: “Işığın Yansıması” adlı grubun, Orhan Veli‘nin “Birdenbire” şiirinden bestelediği şarkıyla. Yalnızım. Yapayalnızım. Melankoliden başka tutunacak dalım yok.

Ne bulursam okuyorum. Bulamadıklarımı buluyorum. Okuduklarıma ömrümü yatırıyorum.

Bu yazı da öyle bir vakit yazıldı. Devlet yine öldürüyordu ama ben henüz öğreniyordum bunu. Ancak böyle anlatabilmişim… Peki.

Continue reading “Yerde bulunan bir metal parçası” →